Tarih Boyunca Kaynak Suları

icme-suyu2İlkel insanlar hiçbir ilacı kullanmadan önce yaralarını ve ağrılarını sularla tedavi etmeyi öğrenmişti.Daha sonra ve zamanla,bir raslantı olarak bulduğu şifalı sularıda,yine bu amaçlu kullanmıştır.Tarihin ilk çağlarında,şifalı suların,dini inançlara yönelik olarak değerlendirdiği incelenen yapıtlarda anlaşılmaktadır.Böylece,uygarlığı ilk sıkıntı ve acıları,bu içme suları ile dinmiştir.

Yine tarihsel kaynaklar bu kaynak sularının,bir kısmının kokusu,içinden çıkan gazı ve buğusu ile,bazılarının da hasta hayvanların arayıp bulmasıyla insan oğlunun hizmetine girdiğini kaydetmiştir.Tevrat’ın verdiği  bilgilere göre,İsa’dan çok önceleri,eski Mısır’da şifalı sular hizmet veriyordu.Anadolu’da Etrüskler ve Hititler’de,içme suyu kutsal olarak değerlendiriliyordı.Kutsal sayma tutukusu ise,kaplıcaların,insanoğluna tanrıların bir yardımı olduğu şeklinde düşünülmüştü.

İsa öncesi dönemde;kaynakların  şifa etkisi,Sağlıl Tanrıçası’nın kudreti olarak kabul edilmişti.Bu nedenle,hiçbir tıbbi olmayan kaynak suları bile toplum gözünde kutsal sayılıyordu.Yunan bilgini ARİSTİDES,bergama’daki içme sular çin;”bu sulardan içenler,her şeyi  önceden  haber verirler.Dilsizlerin de dilleri açılır..” görüşü ile kaynak suyu’nu övüyoru..Kutsal sayılan bu kaynak sularından banyo yapılmaz,ancak yıkanırmış.Suların arslan ağzından aktılması da o dönemlerde n kalma bir gelenem olarak süregeldi.

Romanlı hatip,Çiçero,”Her yıl düzenli olarak bir ay kaplıcada yaşayan bir insanın ölmesine imkan yoktur.”der.Yine Roma çağı düşünür ve yazarlarından olan Pline,”Kainatın mucizelerini en çok gösterdiği yer kaynak sularıdır” diya doğal kaynak sularını dile getirmiştri.

Orta çağ sonlarından kutsalıklarını koruyan içme suları,bir süre öylesine  önem kazanmıştır ki,evlenme çağına gelen genç kızlar bile,evlenme koşullarına ömür boyunca yılda bir veya iki kez kaynak suyu na girmek şartı koymuşlardır..

kaynak suyu,kaynak suyu resimleri,kaynak suları,kaynak suyu fotoIlıcaların asıl önemi ise,Romalılar döneminde başladı ve şifalı suların üzerinde kubbeli hamamlar yaparak kaplıca niteliğini kazandı.Romalılar şifalı şifalı suların etkisini,kendi tanrıların kudretine bağlamışlar,suların bulunduğu yerlere yerlere tanrıların heykellerini dikmişlerdir.Ağrılı,sızılı hastaların ve yorgun düşen askerlerin bu sulara girmek suretiyle yaralarının erken kapandığını ve zindelik kazanacaklarına inanmışlardı.Bu görüşde,şifalı sular oduğu yerlerde büyük sağlık tesislerinin yapılmasına neden olmuşu.

Ancak,Hristiyanlar dininin doğuşu ile,bütün bu tesisler günah sayılmış ve zaman içinde hepsi yok edilmiştir.Ruha önem veren,cisme hor bakan yeni  görüntüsüyle Hıristiyanlık,yıkanmayı günah saymış,yayıldığı yerlerde temizlik ve yıkanmayla ilgili ne varsa unutturmaya çalışmıştır.

Hristiyanlık dünyasının bu durumunu tarih yazarı MİCHELET şöyle anlatıyor:”İnsanlar bin yıl banyosuz kaldı.Orta çağ’da pis ve kirli bulmak insan için bir faziletti..Bu çağlarda tüm avrupa,baştan aşağı kaşınıyorudu..”Bu durum,Türklerin Anadoluya yerleitikleri2. yüzyıla kadar sürmüş,yurdun yeni sahipleri,kaynak suları üzerinden yineden hamamlar yapmışlar,bu eserler,Anadolu’da birer ant olarak yükselmiştir.

Türklerin , Anadolu topraklarına yerleştikleri yıllarda,kaplıca tesisleri olarak yanlız Bizanslı saray mensuplarınınfaydalandığı Yalova ile Bursa  ılıcaları kalmıştı.Selçuklular döneminde,yıkılmış kaplıca tesisleri  yeniden onarıldı ve yenileri yapıldı.Bu dönemde kullanılan kaplıcaların önemlileri ise Amasya-Hamamözü,Konya-Ilgın,Seydişehir,Karakurt,Yoncalı,Havza Yalova,Bursa ve Çiftehan’dı.

Haçlı seferleri döneminde selçuklular,kaplıcalardan çok yararlanmışlar,savaşın yorgunluk ve yararlarını geceleri buralarda tedavi ederek ,ertesi gün sayıca üstün düşmana ,aynı şevk ve zindelikle saldırmışlardır.Bunu gören Haçlılar,Türkerlin geceleri mağaralara girerek,oralarda şeytanla anlaştıkları biçiminde yorumlamışlarıdır.Haçlılar,ülkelerine döndükten sonra Türklerin temizlğini ve yıkamaya gösterdikleri titizliği anlata anlata bitirememişerdir.

Osmanlı döneminde,eski çağlarda kalan kaplıcaların çoğu,ihya edilerek hizmete açıldı.Kapılıca tedavisi,hamam ve temizlik anlayışı,dünyaya örnek bir süzeye erişti.Bursanın alınmasın sonra  1. Murat  Bizans’tan kalma kaplıcayı onarmış,yeni şekliyle ve bütün görkemiyle ayakta kalabilen “Eski kaplıca’yı” hizmete sunmuştu.

Osmanlılar da kaynak sularına Romalılar ve Selçuklular gibi önem verdiler.Avrupa ülkelerine büyük içme suyu kaynakları kurdular.

Çağımızda Japonya,Çin,Rusya,Cezayir,İtalya,Fransa,Romanya,Bulgaristan,Yunanistan,Macaristan ve almanya ülkelerinde termalizm ve termal turizmi çok ileri düzeylere getirmişerdir.Biz de Avrupa standartlarında parmakla gösterilebilcek kadar kaynak suyu tesislerimize,yenilerin eklenmesi,elbetteki hak sağlını büyük katkı sağlıycaktır.

No comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir